Tam Öğrenme

Yazdır
Sponsorlar

Bir Öğretmen Modeli: Tam Öğrenme 

“İnsanlar arasında zihinsel güçler bakımından doğuştangelen bazı farkların bulunduğunu inkar edemem ama bunlar, eğitimin ürünü olarak sonradan meydana getirilmekte olanların yanında hemen hemen hiçtir.” Johnson’ın Hayatı, Boswell (1776) 

Sponsor Bağlantılar

Okuldaki Öğrenme


 

Her ne kadar aile, çevre ve kitle iletişim araçları gibi toplumsal kurumların ve toplum içinde olmanın insana kazandırdığı çeşitli yaşantıların ürünü olarak bir eğitimden söz edilebilirse de hemen her toplumda planlı ve programlı eğitim okullarda verilir. Okullar öğretmenlerle öğretim araçlarından yararlanarak öğrenci gruplarını öğretmek için örgütlenmişlerdir.

Bu öğretim planlı etkinliklerden oluşur. Ki belli bir okul döneminde ya da yılında gerçekleştirilen öğrenmeler, daha sonraki dönemde ya a yılda gerçekleştirilecek olanların önkoşullarını yani temelini oluşturan öğrenmelerdir.

         Okullarda öğrenciler, nelerin ve nasıl öğrenileceğinin öğrencilerin yaş ya da sınıf düzeylerine uygun olması gerektiği görüşüyle belli yaş ya da sınıf düzeylerine ayrılmışlardır. Her öğrenim düzeyinde hem öğrencinin var olan öğrenme düzeyi hem de ona verilecek olan eğitim fırsatlarını belirleme amacıyla bazı hedefler ve bu hedeflerle tutarlı öğrenmelerden yararlanılır. Öğrenimin çeşitli evrelerinde elde edilen hedeflerle tutarlı öğrenmeler, bireyler arasında gittikçe artan farklar olduğunu göstermektedir. Öğrenme bakımından bireysel ayrılıkların açıklanmasında ve farklı kişilere okul ve toplumca tanınan farklı ileri öğrenim olanaklarının savunulmasında öğrenciler arasındaki bu tür ayrılıklar kullanılmaktadır.

         Bireyler arasında okulda öğrenme bakımından farklar bulunduğu bilinmektedir. Üstelik bu farklar ilköğretimin üçüncü sınıfında ortaya çıkmakta, sonraki yıllarda daha da artmaktadır. Bloom’ a göre öğrenciler arasındaki bu farklardan doğan değişkenliğin büyük bir kısmı aile ve okul çevresi koşullarına bağlanabilir. Okul öğrenmelerinde görülen bireysel ayrılıkların büyük bir kısmı doğuştan gelmez ve değişmez bir biçimde belirlenmez. Bu bireysel ayrılıklara sonradan ve insan ürünü olarak meydana getirilmiş farklar olarak bakılabilir.

          Farkların bir kısmı, aile ile okulda ve bu kurumlardaki uygulamaların bir ürünü olarak meydana gelmektedir. Öğretme çabası etkili ya da etkisiz olsun, her iki halde de öğrenci üzerinde bir değerlendirme yapılmakta; öğretimin etkili olup olmadığı ya da öğrencinin ilgili ön öğrenmelerle hazırlanmış bulunup bulunmadığı çok ender söz konusu olmaktadır. Öğrencinin diğer öğrencilerden daha iyi ya da kötü öğrenebildiğine yani onun kendi sınıfındaki ya da yaşındaki diğer öğrencilerden farklı olduğuna inandırılmasında anne-baba, öğretmen ve okulun bu tür yargılarının etkisi büyük olmaktadır. Öğrenci ile onun yaşamında önemli rol oynayan kişiler böyle bir inançta birleşince, onların birbirlerine karşı davranışları da bu inançla uyumlu bir biçim almaktadır. Öğrenme bakımından bireysel ayrılıklar olacağını bekleyen öğrenci, anne-baba ve öğretmenler, bu ayrılıkları büyütücü ve derinleştirici bir ortam hazırlayarak böyle bir sonuca katkıda bulunmaktadırlar.         Okulda öğrenciler belli bir öğretmenin sorumluluğunda genel olarak gruplar içinde öğrenirler. Okulda yapılan bu öğretimde, bazı öğrenciler iyi öğrenirlerken bazılar da onlar kadar iyi öğrenemezler. Bu gruptaki etkileşimler bazı öğrenciler için olumlu olurken bazıları için de olumsuz olabilmektedir.

         Öğrenciler genel olarak her öğretim yılı sonunda bir öğretmeden diğerine geçirilir. Öğrencinin belli bir dönemdeki eksiklik ve yetersizliklerine neden olan eski hatalara daha sonraki bu okul döneminde yenileri eklenir. Bütün bu hatalar sonuçta öğrenciye yansır. Öğrenciler kendi kendilerini böyle bir durumdan çok ender olarak kurtarabilirler.

          Okul öğrenmelerinde yapılan bazı önemli hatalar, öğrencinin bir öğrenci olarak yetersizlik duygularına kapılmasına ve daha sonraki öğrenmeleri ile ilgili olan beklentilerini düşürerek daha az ile yetinme durumuna girmesine neden olur. Unutmamak gerekir ki, aile dışında hiçbir toplumsal kurum, bireyler ve onların gelecekleri üzerinde okullar kadar etkili değildir.  Okullar öğrencilerin meslekleri ve genel yaşamlarında önemli farklar meydana getirebilme gücündedir. Planlı, programlı ve olumlu çabalar, öğrencinin okulun öğretme durumunda olduğu şeyleri öğrenebilme gücünü arttırır.

Tam Öğrenme Modeli

         Tam öğrenme modelinin temelinde “hızlı öğrenen ve öğrenemeyen öğrenci vardır” görüşü yatmaktadır. Bu modele göre her öğrenciye ihtiyaç duyduğu ek öğrenme zamanı verilir ve yüksek nitelikli öğretim hizmeti sağlanırsa beklenen öğrenme düzeyine ulaşır. Yani ek zaman ve öğrenme olanakları sağlandığında hemen hemen tüm öğrenciler okulda öğretilmek istenen tüm yeni davranışları öğrenebilirler.

         Tam öğrenme ile ilgili araştırma ve uygulamalar, bu sınıftaki öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun belli dersleri bu sınıftaki en güçlü öğrenciler kadar yüksek bir düzeyde öğrenebileceklerini ortaya koymuştur. Tam öğrenmede eğitimin amacı, öğretmenlerin bütün öğrencilere aynı şekilde davranmalarından çok onların bu öğrencilerden her birine, istediği yer ve zamanda gerekli yardım ve yüreklendirmeyi sağlama yollarını bulmaları zorunluluğuna dayanır. Yani öğretmenler, öğretim araçları ve işlemleri herkese aynı koşulların sağlanması gibi bir hedefe değil, bütün öğrenciler için aynı düzeyde bir öğrenmenin sağlanması hedefine yönlendirilmelidir.

          Öğrencilerin öğrenme düzeyini etkileyen iki tane bağımsız değişken vardır. Birincisi öğrenme-öğretme sürecinin başlangıcında öğrenci giriş özellikleri, ikincisi de öğretim hizmetinin niteliğidir. Öğretim etkinlerinin uygulanması aşamasında bu iki değişken kontrol altına alınır, iyi planlanır ve uygulanırsa öğrencilerin tam öğrenmesi sağlanır.

         Öğrencinin öğrenme sürecine girebilmesi için öğrenciye kazandırılması planlanan hedef davranışların ön koşul olan öğrenmelere sahip olması gerekir. Bu giriş davranışları kazanılmadan öğrencinin öğretme-öğrenme sürecinde etkin olması beklenemez. Bunun için öğretme sürecinin başında öğrencinin ön koşul davranışları kazanıp kazanmadığı belirlenmelidir.

         Öğrenci giriş özelliklerini bilişsel giriş davranışları ve duyuşsal giriş özellikleri olmak üzere iki grupta incelenebilir. Bilişsel giriş davranışları öğrenme ünitesi ya da bilgi birimlerinin öğretilmesine etki eden ön öğrenmeler ve bilişsel faktörlerdir. Ön öğrenmeler çoğu zaman bir önceki ünite ya da bilgi biriminde öğrencinin öğrenme yeterliliğini ifade ederken, bilişsel faktörler ise daha genel ve ön öğrenmeyi de etkileyen zihinsel işlemlerdir. Genel bilişsel giriş davranışları olarak adlandırılan bu faktörler; sözel işlemsel yetenekler, okuduğunu anlama gücü, iletişim becerisi, dinleme becerisi, mantıksal düşünme becerisi, problem çözme becerisi vb. özelliklerdir. Derslerde ünite başında öğrencilerin öğrenme eksiklikleri tamamlanmazsa yani gerekli ön koşul bilgiler öğrencilere kazandırılmazsa ilerleyen ünitelerde başarısızlık daha da artacaktır.

Öğrencinin duyuşsal giriş özellikleri, yani öğrencinin konuya, öğrenme-öğretme etkinliklerine karşı tutumu, ilgisi, güdüsü, kendine güveni ve süreçte göstereceği çabası onun öğrenme derecesini etkileyecektir. Duyuşsal giriş özellikleri okul, ders, öğretmen ya da öğrencinin kendisinden kaynaklanabilir. Genellikle duyuşsal giriş özellikleri öğrencilerin öğrenme yaşantılarının ürünüdür. Öğrencinin duyuşsal giriş özelliklerini öğretme sürecinde olumlu duruma getirmek için öğrencinin başarılı olma gereksiniminin karşılanması gerekir.

         Tam öğrenme modelinin ikinci temel öğesi öğretim süreci içinde gerçekleştirilen her türlü etkinliği kapsayan, öğretim hizmetlerinin niteliğidir. Bu niteliğin en önemli göstergesi dersin öğrencilere anlamlı gelmesidir. Dersin anlamlı hale getirilmesi, öğretmenin ders materyallerini düzenli olarak vermesini gerektirir. Öğrenciler farklı bilgi düzeylerinde, farklı beceri oranlarında ve farklı güdülerle sınıfa gelirler.

          Eğitim öğretimin başarısının etkisinin öğrenciden öğrenciye farklılık göstermesi kaçınılmazdır. Öğretmenler genellikle derslerini çok iyi öğreteceklerinden emin oldukları halde, bazı öğrenciler diğerlerinden daha hızlı, bazıları da daha yavaş öğreneceklerdir. Yavaş öğrenenlerin daha önceden sahip olmaları gereken fakat bunu başarabilmek için yeterli zaman verilmediğinden dolayı oluşan önemli eksiklikleri vardır. Bu nedenle öğretmenin, öğrencilerin bilişsel ve duyuşsal özelliklerine ve öğrenme ünitesinin hedeflerine uygun olarak pekiştirme, ipucu verme, öğrenci katılımını sağlama ve dönüt-düzeltme etkinliklerinde bulunması gerekir. Hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın bu etkinler yerinde ve etkili bir şekilde uygulanmalıdır.

         Öğrencinin giriş davranışlarındaki eksiklikler tamamlanır, ünitelerin içerisinde uygun öğretim etkinlikleriyle öğretim hizmetinin gerekleri yerine getirilirse öğrenmenin düzeyi de yüksek olacaktır. Öğrenmeyi belirleyen değiştirilebilir değişkenleri etkileyerek öğrenmedeki bireysel farklılıkları en aza indirmeyi hatta yok etmeyi hedefleyen tam öğrenme modelinin başarısında şu üç etken önemli rol oynar.

1.       Kazandırılacak hedef davranışların öğrenilebilmesi için gerekli önkoşul öğrenmelerin önceden gerçekleşmiş olma derecesi,

2.       Öğrencinin kendini öğrenmeye verme, öğrenme sürecine katılma derecesi,

3.       Uygulamadaki görünümü ile öğretimin öğrencinin ihtiyaçlarına uygunluk derecesi.Öğretmenler, öğretme-öğrenme sürecini tam öğrenme modeline göre düzenleyebilmeleri için aşağıdaki işlemleri sırayla yapmalıdırlar.

1.      Ünite ya da konunun hedef ve davranışları ile öğrenme içeriğini ayrıntılı olarak belirlenmesi,

2.      Konuyu öğretmeye başlamadan daha önceki önkoşul öğrenme ve davranışların neler olduğunun belirlenmesi,

3.      Öğrencilerin bu önkoşul öğrenmelere ne derece sahip olduğunun belirlenmesi,

4.      Öğrencilerin önkoşul öğrenmelerindeki yetersizliğinin ya da öğrenme eksikliğinin tamamlanması,

5.      Yeni hedef ve davranışların kazandırılması için öğretim etkinliklerinin planlanması ve uygulanması,

6.      Ünitenin hedef ve davranışları gerçekleştirildikten sonra izlemeye yönelik değerlendirmenin yapılması, bu aşamada tüm hedef ve davranışları yoklayan soruların sorulmasına dikkat edilmelidir.

7.      Tam öğrenme ölçütüne ulaşmayan öğrencilerin öğrenme eksikliklerini tamamlamak için ek öğretme-öğrenme etkinliklerinin planlanması ve uygulanması, tekrar konuyu anlatma, örnek sayısını arttırma, takım çalışmaları ya da ödev çalışmaları yaptırılabilir.

8.      Tekrar izlemeye yönelik değerlendirme yaparak tam öğrenme ölçütüne ulaşıp ulaşmadıklarının kontrol edilmesi, tam öğrenmenin gerçekleşmesi için yapılan bu değerlendirmeler tamamen öğrenciyi izlemeye yönelik olmalıdır. Bu değerlendirmelerde kesinlikle öğrenciye not verilmez.9.      Öğrenciler tam öğrenme ölçütüne ulaşmışlarsa ikinci konu bölümüne ya da üniteye geçilmesi. 

Kaynakça 

BLOOM, Benjamin S., “İnsan Nitelikleri ve Okulda Öğrenme” Çev.:Durmuş Ali ÖZÇELİK.

Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları:174, İstanbul 1998.ÖZDEMİR, Servet; YALIN İbrahim, 

“Her Yönüyle Öğretmenlik Mesleği” Nobel Yayın    Dağıtım LTD.ŞTİ. Ankara, Eylül 1998SENEMOĞLU, Nuray ve Diğerleri, 

“Öğrenmenin Oluşumu Öğretme, Model, Strateji veTeknikleri” YILMAZ, Hasan; Ali Murat SÜNBÜL, “Öğretimde Planlama ve Değerlendirme” Mikro Yayınları, Konya 2000 

www.egitimedair.net / Eğitime dair ne varsa...

Sponsorlar
Copyright 2014 Tam Öğrenme. İçerik hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılması yasaktır.
Egitime Dair Ne varsa... by Guncel Egitim haberleri