Röportaj Örnekleri

Yazdır
Kategori: Eğitim Öğretim

Röportaj Örnekleri

Röportaj Örnekleri 
Selahattin KARAKURT ve Yahya KARAKURT’un sorularını cevaplayan Halil KARAKURT’la sitemiz ve Karyader’le ilgili konuştuk. Güzel duyguların hakim olduğu bir atmosferde sıcak çaylarımızı yudumlarken bu röportaj bizlere büyük bir keyif verdi. Tatlı söyleşiden dolayı Halil Karakut’ta teşekkür eder, yaşantısında başarılar dileriz. 

Sizin Nevşehir’de öğretmenlik yaptığınızı biliyoruz. Bunun yanında köyünüz ve derneğinizle ilgili tüm çalışmalarda gönüllü bir şekilde çalışıyorsunuz. Karakurtların dernekleşmesini (Karyader) nasıl buluyorsunuz? 

—Karyader ve karakurtlar36.com sitesini birlikte ele almak gerekir.Süreç içerisinde ikisi birbirini tamamladı. Sitenin diyalog kapılarını açması ile dernekleşme ortaya çıktı. Şimdiye kadar yapılan hizmetler dernekleşmenin önemini ortaya çıkardı. Hizmet ve proje aşamasında daha çok kat edilmesi gereken yol var. 

Karyaderi yeteri kadar başarılı buluyor musunuz? 


—Karyader’in önünde şablon bir hedef yok. Sınırsız bir hedefi olduğu için herhangi bir sınırlamaya gitmeye gerek yok. Daha neler yapabiliriz sorusunu sürekli sorup ve beyin fırtınaları neticesinde yapılan sorulara cevap aramak gerekir. 
Diğer Derneklere göre Karyader çok başarılı çalışmalar ortaya koydu. Karakurtların potansiyeline göre kıyaslandığında yeterli gözükmüyor. Bürokrasi, iş adamları, eğitimciler ve devletin her yerinde hizmet yapan kalifiyeli insanlarımız mevcuttur. 

Dernek olarak somut ne adımlar atılabilir? 


—Doğunun geçim kaynağı olan,hayvancılık alanında kooperatifleşmeye gidilebilir. Avrupa birliği proje destekleme fonuna başvurarak gerekli maddi desteği alarak somut adımlara geçilebilir. Bu konuyla ilgili Almanya’da yaşayan Selçuk KARAKURT’tan destek istenilebilir. 


Karyader, karakurtlar36.com sitesinin gölgesinde mi kaldı? 


—Karyader’in ön plana çıkması için zamana ihtiyaç var. Diğer dernek gelişimlerinin incelenmesi, site ve dernek ikisini birlikte ele almak gerekir. İletişimin gelişmediği dönemlerde insanlar dernek merkezinde buluşuyorlardı. Teknolojiyi yakın takip eden dernek üyeleri ve dostlarımız için karakurtlar36.com sitesi dernek merkezi haline gelmiştir. Derneğe bağlı olanlar sanal ortamda buluşup düşünce, projelerini ve kültürel katkılarını rahatlıkla paylaşmaktadırlar. 

Sitede en çok kimler dikkatinizi çekti? 


Ailede bütünleştirici rol olarak Selçuk KARAKURT önemli bir görev üstlenmiştir. Gerek siteye katkısı ve dernek çalışmalından dolayı Yahya KARAKURT’a teşekkür ederim. 
Yazı olarak Muhsin abi, Muhittin abi, eğitim alanında Dr. Erkan çok güzel projelerle karşımıza çıktılar. Bilgilendirici ve genel kültüre katkısından dolayı Yusuf KARAKURT’a   teşekkürlerimi iletirim. 
Siteye katkıda bulunan herkese sonsuz sevgi ve saygılarımı sunarım. Her Paylaşım Bir Teşekkürü Hak Eder... 

Son günlerde büyük ses getiren ‘’Büyük Abiler’’ hakkında düşünceleriniz nelerdir? 
—Ben büyük abiler grubunun dışındayım. Karkaurt ailesinin ilk okuyan kuşağında Adnan amca, Burhan amca, Mustafa amca jenerasyonunda devamında gelen Atila, Muhittin, Muhsin, İbrahim, Şevket, İbrahim,Ayhan,Ahmet, Adnan, Nesim, rahmetli Fahrettin ve Bahattin abi bu gruba girmektedir. 
Son abiler kendi aralarında bir bütün oluşturamadılar. Büyük abilere olan inancımız sonsuz olup beklentimiz büyük olunca cevap veremedikleri için gençleri hayal kırıklığına uğrattılar. Altı dede grubundan gelen kişiler olduğu için bizlere rehber olma ve gençleri toparlayıcı, lider konumunda yetersiz kaldılar. 
Okuma konusunda gençlere iyi örnek oldular. Gençler onların konumlarını kendilerine hedef alıp nihayetinde ulaşmak için onlardan güç aldılar. Abilerimiz meslek olarak üst konumlara geldiler fakat sosyal alanda yeterince rehberlik yapamadılar. Eğitim konusunda bizlere öncü oldular. 

Karakurt ailesinde dedelerimiz geçmişte siyasette aktif bir şekilde rol aldılar. Günümüzdeki Karakurtlar siyasette hangi konumdalar? 


—Günümüzde hatta son 50 yılda siyasi olarak bir başarı sağlamayıp, bir araya gelmediler.Bu bir eksikliktir. Bireysel davranma, aileden kopma, örgütsel bir yapılaşmaya gidilememesi gibi etkenlerinden dolayı günümüzde pasif bir siyasi yapıyla yetinmek zorunda kaldılar. Ailenin önceki dönemde siyaset damarı en üst seviyedeyken günümüzde, son yıllardaki farklılıklara odaklanıp toplumda kendini izole etme, ekonomik etkenlerden dolayı olumsuz etkilenmiştir. Altı dededen sonra her biri ayrı bir soymuş gibi yeniden yapılanmaya gitmiş, zayıf düşmüş ve cılız sesler ortaya çıkarmıştır. 



Bir bütün olarak tabloya baktığınızda son zamanlardaki gelişmelerle ilgili ne düşünüyorsunuz. Mevcut oluşuma ne gibi katkılarda bulundunuz? 


—Sanal ortamda köyümü ve insanlarımı görünce çok heyecanlandım. Kendi kabuğuna çekilmiş Karakurtları bir araya getirip etkili bir iletişim ortamı olacağını düşündüm. Tüm akrabaların nerede yaşadığını, ne yaptığını ve ailesi hakkında bilgi sahibi oldum. İnsanlarımla iletişim kurdukça onlara karşı sevgi ve saygım arttı. 
Siteye fazla bir katkım olmasa da. Bireysel olarak konular hakkında yorum yaptım. Projeler hakkında fikir yürüttüm. Kendi alanımda coğrafi bilgiler yazdım. Sitede harika yazı yazıp siteyi renklendiren abilerimiz var. Katkılarından dolayı kendilerine teşekkürü bir borç bilirim. Sitede hiçbir zaman ben kavramı olmamalı. Şimdiye kadar olduğu gibi ‘’biz’’ kavramı devamlı olmalıdır. 

Köyünüzü seviyor musunuz? Çocuklarınıza köyünüzü nasıl anlatıyorsunuz? 


—Benim kafamdaki düşünce ile yaşantım arasında çelişki var. Fazla gerçekçi olacağımı zannetmiyorum. Memleket aşığıyım ama görev yaptığım yer ve yaşamak istediğim yer arasında bir çelişki var. Bu çelişkide beni mutsuz ediyor. Çocuklarımın köy yaşantısı hakkında bilgi edinmesi için elimden geleni yapıyor ve onların oradaki kültürel yapıyı bilmesini istiyorum. 

Köyde yaşanan son olaylar hepimizi etkiledi. Bu tür olayların bitmesi için bir öneriniz var mı? 


—Köydekiler bir arada yaşıyor, biz uzaktayız.İki kutuplaşma var neticede hoş olmayan olaylar yaşandı.Devamlı yaşam ve barış ortamının sağlanması gerekir. Köyümüze sonradan yerleşenler eğitim açısından yetersiz kalması Karakurtlara ayak uyduramaması neticesinde kendince yeni yasalar çıkarması. Dünyanın hiçbir yerinde kimse toprağını başkasına peşkeş çekmez ve vermez. Olayın çözümü için diğer grubun isteklerinden vazgeçmesi gerekir. 
Köyde en çok hoşunuza giden bir yer var mı? 


—Gırnavuk’un gönlümde farklı bir yeri var. Suyunun fazla olması sebze ve meyvenin iyi yetişmesi, Aras nehrinin oradan geçmesi oraya ayrı bir tat vermiştir. Orada bir yazlığımın olmasını isterdim. 

Köyünde unutamadığın bir yer ve orada geçen bir anınız var mı? 
—Aslında köyün her karış toprağında farklı anımız vardır. 
Özellikle ot biçerken zaman kaybetmemek için çayırları erken biçme ve geç saatlere kadar çalışır daha sonra orada bulunan mağarada yatardık. Mağara güneyde olduğu için gün boyu güneş alırdı. İşten sonra mağaraya gittiğimizde ısınan taşlardan dolayı sıcak bir hava yüzümüze doğru gelirdi. Buz gibi çeşmeden suyu bidona doldurur mağaraya getirirdik. Mağarada çayı demledikten sonra sıcak olan çay, sıcak mağara ve yorgunlukla birleşince o çayı yudumlamak harika bir duyguydu. 

Gençlere bir öneriniz var mı? 


—Daha genç yaşta bol kitap okumalarını, ileriki yaşlarda daha güzel yerlere gelmeleri için planlı bir şekilde lise ve üniversiteye hazırlanmalarını istiyorum. Ekonomik bağımsızlığını kazanmaları için daha çok çalışmaları gerekir. Kendi kültürel tarihlerini bilmeli, hedefi olan bilinçli bireyler olmalarını diliyorum. 

Çok keyif aldığımız bir röportaj yaptık. Site takipçisi ve akrabalarımıza neler söylemek istersiniz? 


—Benim içinde keyifli bir sohbetti. 
Bu site akrabalar arasında birleştirici bir rol almıştır. Bundan sonrada aynı şekilde yoluna devam etmesini diliyorum. İnşallah bundan sonra akrabalar arasındaki diyalog daha da artar. Sonsuz birlikteliklere vesile olacaktır. 

Site aracılığıyla herkese saygı ve sevgilerimi gönderiyorum. 

Ropörtaj Örnekleri 
[Samimi olmayan şarkı kalıcı olmaz] Hepimizin hayatında bir Fikret Şeneş şarkısı muhakkak vardır. Kimi zaman "Haykıracak nefesim kalmasa bile" kimi zaman "Yeniden başlasın, burada kalmasın" kimi zaman "Kimler geldi kimler geçti hayatımdan" kimi zaman "Hoşgörsen affet gitsin aldırma" kimi zaman "Gel de gör beni bambaşka biri" kimi zaman da "Bana yalan söylediler kaderden söz etmediler" demişizdir. Bunları söylemediğinizi düşünüyorsanız muhakkak "Bir başkadır benim memleketim" demişsinizdir. Gördünüz mü muhakkak hepimizin bir Fikret Şeneş şarkısı varmış. 

Söyleşi: Hakan Eren / AKORT dergisinde yayınlanmıştır. 

Türk Popu'nun ilk kadın söz yazarı Fikret Şeneş en son 1996 yılında Ajda Pekkan için "Bir Hata" adlı şarkıyı yazmış. Ondan beri söz yazmıyor. Türk Popu'na 290'a yakın eser bırakmış. Başta Ajda Pekkan olmak üzere Semiramis Pekkan, Sevda Karaca, Işıl Yücesoy, Zerrin Özer, Nilüfer, Semiha Yankı, Ayla Dikmen, Neco, Zaliha, Tanju Okan, Sibel Egemen, Şenay, Ayten Alpman, Selçuk Ural, Gönül Yazar, Gökhan gibi birçok önemli yorumcu Fikret Şeneş'in yazdığı şarkı sözlerini plak yapmışlar. Yazdığı tüm şarkılar aradan uzun yıllar geçmesine rağmen hala dillerde ve kuşaktan kuşağa aktarılıyor. Kalıcı olmanın en önemli örneği Fikret Şeneş bakın neler söyledi... 

Şimdiki yazılan şarkı sözlerini nasıl buluyorsunuz? 

Şimdi yazılan şarkı sözlerinin uygunsuz olmalarının sebebini TRT'ye yüklüyorum. Çünkü eskide TRT bizim en ufak bir Türkçe hatası olan veya sakıncalı bir mana ifade edecek sözleri içeren şarkıları hemen durdurur denetimden geçirmezdi. Ama şimdi önüne gelen her türlü kelimeden her türlü argo sözlerden şarkı yapıyor. Yani Türkçe'mizi rezil etmek için ne lazımsa yapıyorlar. Ama müstehcen olsun ama argo olsun ama Türkçe'si yanlış olsun veya cümle tersinden söylenmiş mühim değil yeter ki orada bir "Salla" bulunacak, ya "Mucck" ya da "Şaka Şuka" diyecek. "Şak Şuka" çok güzel aslında çünkü bir çingenenin yaptığı şarkı ve bir çingene gecesinde söylendiği zaman veya bir göbek atarken fevkalade uygun. Ama bir TV için uygun olduğunu düşünemiyorum. Sadece müzikalite açısından yoksa ben bile bayılıyorum. O kadar güzel çalışmışlar ki hakikaten dans show görüyorsun. 

Bir şarkının kalıcı olması için ne yapılması gerekir? Sizin yazdığınız şarkılar hala her yerde söyleniyor. Şarkılarınız bu kadar kalıcı olacağını hissetmiş miydiniz? 

Tabii kalıcı olacağını hissettim çünkü onlar bir hayatın yaşanmışları. Ben kırkımdan sonra başladım. O yaşa kadar gelen hislerin bir süzülmesidir tüm bu sözler. Bunları yaşayacaksın ki ayna gibi her insan kendinden bir parça bulabilsin şarkının içinde. Ya acılarını bulur, ya sevgisini, ya aşkından ya da özleminden bir şeyler bulur. "Aaaa tıpkı bak bu benim için yazılmış" diyebildiği zaman o şarkı artık kalıcıdır. Bir şarkının kalıcı olması için şarkı sözünün çok samimi ve hakikaten yaşanmış olması lazım. Yaşamamış olan şarkı sözü yazamaz ama şiir yazar. Şarkı sözü yazamaz çünkü müzikten etkilenmesi lazım. Bugün müzikten daha önemlidir söz. 

Yıllar önce yazdığınız şarkılarınız yeniden başka yorumcular tarafından cover yapılarak albümlere konuluyor. Bunları nasıl karşılıyorsunuz? Beğeniyor musunuz? 

Beğeniyorum ama zavallılar zamana uyacağım diye onlara ne verilirse onu okuyorlar. Ben zamanında bu şarkıyı yazarken uygun yorumcuya vermişimdir şarkıyı mesela bir "Ne de Olsa Karın"ı Ayla Algan okumuştur niye Ajda Pekkan'a vermemişimdir? Ona uymaz diye. Şimdi başkası okuduğunda dinlemem lazım iyi okuyor mu diye. Hakikaten hissederek okumak lazım. Buyursun okusun. 

Siz hep anlatırsınız bir şarkınızın yazılmasının aylar sürdüğünü oysa şimdi şarkılar daha çabuk yazılıyor gibi. Sizin şarkılarınızın farkı burada galiba... 

Hayır beste yok ki ortada. Do'yu oradan re'yi oradan çalacak nasıl kelimeleri oradan buradan aşırıyorlarsa onlar da müzikleri laylaylom işte Arap müziği Avrupa müziğini takip ediyorlar. Benim bir çok şarkımın kelimelerinden şarkı yapmışlardır. Şimdi aradaki fark nedir biliyor musun? Benim müziği çok iyi bilmem. Sesimin çok güzel olmasından dolayı bir konservatuar okumuş, bir özel ders almış olmam ki hakikaten çok değerli bir konservatuar hocasından ders aldım. O zamanki Amerikalı müzik hocamız bize müzikal olmayan bir kelimenin şarkıya girmeyeceğini öğretmişti. Eğer her kelime şarkıya girebilseydi o zaman şairlerden bizlere lüzum kalmazdı ki. O kadar başarılı şairlerimiz var ama öyle kelimeler var ki şarkıya uymayabilir. En yüksek tonda çıkamayabilirsin o kelimeyle. Hiç farkında olmadan Amerikalı müzik hocama çok şeyler borçluyum. Çünkü söz yazarlığının bir okulu yok ama ben bu eğitimi almışım İngilizce olarak. Ahenkli kelimeler olması lazım diyor şarkıda. "Kalbinden beni at" o T harfini düşünebiliyor musun? T harfinin sona gelmemesi lazım. Ya G harfinden başlayan herhangi bir cümle "Göö" diye giriyor. "Gööözlerinin"... Ne kadar çirkin, olabilir mi böyle bir şey? 

Türk popuna baktığımız zaman en büyük hitleri çıkaran söz yazarlarının kadın olduğunu görüyoruz. Tesadüf müdür bu, yoksa kadınlar daha iyi söz yazıyor mu demeliyiz? 

Çünkü aşka kadınlar daha çok değer veriyor. İki Fransız şair var birbirlerine çok aşıklar ve şiirlerle yazışıyorlar. Kadından aşkın tarifi çıkıyor. Diyor ki "Aşk bir kadının bütün hayatıdır, erkeğin varlığının bir parçasıdır." Düşünebiliyor musunuz bir kadının bütün hayatı, bütün dünyası. Erkek herhangi bir şekilde dışarıda bir şey yaptığında asıl aşık olan kadına nelerin tesir ettiğinin farkında bile değil. Lalettayin dışarıda yaptığı bir şey gibi addediyor kendini. Bu demektir ki , kadının daha iyi mi söz yazarlığının dışında kadının haleti ruhiyesinin daha ince, daha kırılgan, daha sadık olduğudur. Ama bu dediğin Türk popundaki tesadüftür yoksa başarılı erkek söz yazarları da var. 

Erkek söz yazarlarını nasıl buluyorsunuz? 

Benim çok beğendiğim daha Almanyalar da iken şiirlerini kestiğim Ahmet Selçuk İlkan var ki ne şahane bir şairdi geldi buraya arabeskçi oldu. Hadi buradan buyurun. Yazık oldu. Kayahan da dikkatimi çeker ama Kayahan hiçbir zaman bana samimi gelmemiştir. Sanki biraz zorlamalı gibi. Normal bir hayatın gidişatı gibi gözükmez bana hayatı her nedense. Sahnede de ömrümde bir kere izledim o zaman ismi bile yoktu ortada. Arnavutköy'de aralık bir sokakta 2.katta bir yerde şarkı söylüyordu oraya gittiydim. Orada da itti beni samimi gelseydi çekecekti belki. Barış Manço da aynı şekilde samimi gelmedi bana. Kenan Doğulu çok tabii geliyor bana biliyor musunuz? Hakikaten hisseder hissetmez hemen yazıyor ama parçalıyor kendini onu sana da sevdirsin diye. Hep aynı şey hatta bugün Şenay Düdek'te de okudum diyor ki "Yorgun düşüyorum Kenan'ı dinlerken. Adam kendini parçalıyor". Bana da sordu bir gün "Nasıl buldun Fikret abla" diye. Oğlum niye paralıyorsun kendini. Bak millet doldurmuş burayı seni dinlemeye zaten gelmiş. Ehh şarkıların da güzel niye kendini bu kadar parçalıyorsun dedim. 

Peki sizce şarkı söylemek bağırmak demek midir? 

Hayır. Hayır. Hayır... Fısıldamak demek, konuşmak demek. Biraz da Rap türü bundan çıktı. Konuşuyor diyorlar ya. Nereden çıktı buradan çıktı. Bağırmadan küçük sesle şarkı söylemek dünyanın en güç işidir. Şarkı söylemek zaten sanatın en güç dalıdır. Şarkıyı söyletmiyorlar bağırttırıyorlar aslında. Zerrin Özer'i sesini işte öyle yıktılar, mahvettiler. Zerrin Özer'in sesi Türkiye'ye az gelmiş seslerdendir. Batı olarak da diğer seçtiği dallar olarak da. Fakat bağırtırlar kızı illa ki. Nilüfer'i de bağırtmışlardır fakat "Ben Seni Seven Kadın"da bağırtmadan söylettim. O zamanki kocası Yeşil Giresunlu "Fikret hanım tebrik ederim sizi bana bir şarkıcı kazandırdınız" dedi. Çünkü ilk defa bağırtıp çağırtmadan Nilüfer'e şarkı söylettim. İşte bunları bağırtanlar müzik yapımcıları. Bağırsın da sesi çıksın ki satacak. Olmaz böyle şey. 

Sizin zamanınızda klip yoktu. Acaba şarkılarınıza nasıl klip çekilirdi düşündünüz mü? 

Valla bilemiyorum ama bir siyahlı kadın herhalde oturacaktı böyle elinde bir kırmızı gül. Oturduğu yerde hani ilk Zuhal Olcay'ın çıktığı gibi sahnenin ortasında durup şarkılarını icra edecekti. Ve ne kadar güzel dinlenecekti. Zuhal Olcay ilk çıktığı zaman "Yalnızlığım"ı söylediği zaman mest olmuştum. Hep öyle dümdüz siyah bir elbise ile çıktı sahnenin ortasında durdu. Tüm şarkılarını söyledi ve çıktı. Biz böyle aşılanmış falan gibi kaldık. Benim için Zuhal Olcay iyi tiyatro sanatçısı olmasının yanında iyi de bir şarkıcıdır. 

Şimdi eskiden haklarınızı koruyacak bir MESAM bir MSG gibi meslek kuruluşları yoktu. Haklarınızı sanatçılardan mı alırdınız? Nereden alırdınız? 

Sanatçılardan değil şirketlerden alırdık. Konuşurduk şirketten alırdık 250 Lira. Sonradan 3.000 Liraya çıktı çok pahalandı dediler. Şimdi konserlerde de almaya başladık. "Memleketim" şarkısı bile yeterdi aslında. Düşünsenize önüne gelen herkes söyledi. Şimdi de okullara vermişler. Okullarda okutuluyor ezberletiliyor ve hükümet benden izin almadığı gibi ne de bir teşekkür etti. Sadece kullanıyorlar güzel güzel. Ondan sonra da uyduruyorlar. Geçtiğimiz yıllarda TRT'de bir konserde "Memleketim" söylendikten sonra altına Mehmet Akif Ersoy yazdılar. Tam çıldırıyordum onun için hemen aradım TRT'yi "Bu İsrail halk şarkısıdır sözlerini de ben yazdım" diye. 

Gençlerin iyi söz yazabilmeleri için ne gibi tavsiyelerde bulunacaksınız? 

Gençler iyi söz yazamaz. Çünkü yazması için yaşaması lazım. Nasıl bir meyve olgunlaşmadan düşüp yenmiyorsa gençler de hissedemez daha. Ancak idealist laflar ederler o da sakıncalı bulunur zülfüyare dokundu diye. Onun hissettikleri orta yaşın hissettiklerine uymaz. Hayatı bilmiyor daha yaşaması lazım. 

FİKRET ŞENEŞ NE DEDİ?.. 

AJDA PEKKAN 

Ajda Pekkan sahneler için yaratılmış. Hakikaten sahneleri dolduran yegane batı şarkıcımızdır benim için. Bunun yanı sıra dinleyicisine en çok saygısı olan , en mükemmel şekilde görünmek isteyen bir şarkıcıdır bir sanatçıdır daha doğrusu. Öylesine saygılıdır ki saçının bir teli kıvrılsa veya elbisenin bir tarafı ütüsüz olsa katiyen sahneye çıkmaz, şarkı söylemez. Bu ne demektir , dinleyicisine olan saygısından ileri gelen bir şeydir. Ve bunların mükemmel olması için elinden geleni yapar. Bunları yaparken de bazen şarkı sözlerini unutabilir. O kadar saçıyla başıyla meşguldür ki bir anda kayıverir şarkının sözü ama Ajda toparlar mühim değildir. Kendine de hep söylediğim gibi benim şarkılarımın en iyi vitrinidir. Çünkü o şarkılarımı alıp kendi mükemmeliyetçi kişiliği ile birleştirdiği zaman gayet tabii o şarkı nazar-ı dikkati cezbeder herkes tarafından tutulur ve sevilir. Ama bir başkası tarafından da söylense belki aynı alakayı görebilir de görmeyebilir de. Şarkıcın görüntüsü de çok mühim yoksa önünüze her gelen sesi güzel birileri de şarkıcı olabilirdi. 

SEZEN AKSU 

Tanrının hakikaten az insanlara nasip ettiği bir değer benim için. Fransızların nasıl bir Edith Piaf'ı varsa bizim için de Sezen Aksu aynı şeydir. O kadar güzel şeyler yaptı ki sonunda daha da tatmin olayım diye değişik yönlere saptı. O zaman da bizim sevip kabul ettiğimiz Sezen'i bu değişik türlerin çok azında gördüm. Mesela son şarkısı "Farkındayım" benim için dünyaya değer bir şarkısıdır. Yalnız şarkının A'sı ile B'sinin aralarında en ufak bir bağlantısı yok fakat bunu ancak müziği bilenler anlayabilir. Ama bunu o kadar iyi başarmış ki şarkıyı dinlerken başka dünyaya gidiyorsunuz. 

NÜKHET DURU 

Eskiden beri hep özgün besteler diye tutturdu. Fevkalade bir yorumcu fevkalade bir insandır. Özgün besteler diye tutturdu fakat bizim memleketimizde tam manasıyla batı müziğinde besteci olarak pek fazla bir insan göremiyorum. Avrupa mesela hem müziği hem sözü eşit tutar ama aslında bana sorarsanız söz daha mühimdir. Müzik ne kadar güzel olursa olsun sözler olmayınca melodi kayar kafanızdan fakat çok güzel bir söz kafanıza çakılır kalır. Melodisi aklınıza gelmese bile şu sözlü şarkı nedir diye sorarsınız. Sahnesine gelince kendini o kadar sebatla yetiştirdi ayrıca çok da hatırşinasdır. Çok severim ve her ne kadar beraber çalışma imkanımız olmasa bile yine de hep arar sorar ve ben aradığım zaman hep telefona kendisi çıkar ötekilerde bunu göremezsin. 

NİLÜFER 

Nilüfer'in sesi her ne kadar çağlayan gibi gürler gözükse de oktavı çok fazla geniş değildir. Ajda, hele ders aldıktan sonra çok daha iyi çıkabildi. Gırtlağı daha iyi kullanabilmek için şan dersi şarttır her zaman. Nilüfer çıkabildiği halde aynı oktavdan fazla dışarı çıkamaz ve o oktav içindeki şarkıları da çok güzel değerlendirir. Çünkü güzel bir sesi var temiz bir gırtlağı var. Kendine çok iyi bakar. Benim için değerlidir. 


Copyright 2014 Röportaj Örnekleri. İçerik hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılması yasaktır.
Egitime Dair Ne varsa... by Guncel Egitim haberleri