Röportaj Soruları

Yazdır

Röportaj Soru Örnekleri 


Röportajlarda genelde şu sorular soruluyor: 

1-Konuya ilginiz ilk ne zaman başladı? Çocukluk bağlantısı nedir? 

2-Konu hakkında bilgi kaynaklarınız nelerdir? 

3-Konuyu işlerken hangi olaydan etkilendiniz? 

4-Konunun muhatapları sizin konuyu işlemenize nasıl tepki verdiler? 

5-Konunun işlenmesi ne tür etkiler yarattı? 

6-Siz bu etkiden tatmin oldunuz mu? 

7-Devam etmeyi düşünüyor musunuz? 

SÖNMEZ KARAKURT’LA SÖYLEŞİ 

Yahya KARAKURT ve Turgay KARAKURT’un sorularını cevaplayan Sönmez KARAKURT’la Beşiktaş’ta güzel bir söyleşi yaptık. Sabah gazetesi, Gırgır dergisi, Penguen dergisi ve Para dergisi gibi medyada başarılı gazete ve dergilerde çalışıyor ve başarılara imza atmaya devam ediyor. Karikatüristimiz, grafikerimiz ve mizahçımızla buluştuk. Kaynaşma adına güzel duyguların hakim olduğu söyleşide bir arada olmanın farklı bir heyecanı vardı. Sönmez KARAKURT’ a başarı dileklerimizle… 

Bize kendinizi tanıtır mısınız? 

1970 yılında Sarıkamış’ta doğdum. 74 yılına kadar Sarıkamış’ta yaşadım. Babamın memuriyetinden dolayı İstanbul’a geldim. Daha sonra hep İstanbul’da yaşadım. İlk, ortaokul ve liseyi Haznedar’da okudum. Maliye Meslek Lisesi’ni bitirdikten sonra, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinden mezun oldum. Kendimi bildim bileli hep çizerdim. Abimle beraber çizerdik. Gırgır dergisi alır beraber incelerdik. Ben abime baka baka çeşitli denemeler yaparak karikatürler çizmeye başladım. Zamanla çizgiyle olan bağım arttı ve hayat beni bu yöne iteledi. Annem çocukken Oğuz Aral’ın yanına götürürdü. Gırgır dergisine gittiğimizde Oğuz Aral bizimle çok ilgilenirdi. Bu alanda uzmanlaşmam gerektiği yönünde beni etkiledi. İktisatla uğraşırken bu alanın bana uygun olmadığını anladım. İçimdeki çocuk sürekli çizim yapmamı istiyordu. Yaklaşık 17- 18 yıldır karikatürcülükle uğraşıp, karikatürle para kazanıyorum. 

Babanızım mesleğinden dolayı mı? Maliyeyi okudunuz. 

Evet, babam maliyeci olduğu için benimde maliyeci olmamı isterdi. Orta öğretimimi düz lisede okumak istiyordum, sonra babam beni ikna edip maliye lisesine yerleştirdi. Maliyeci olmamı arzuluyordu. Emekli sandığı mensubu olmamı istiyordu. Fakat benim içimde hiçbir zaman böyle bir duygu yoktu. Babamın bana dediklerini yaptım, uygulamaya çalıştım. Akademiye gitmek istedim olmadı. Belli bir olgunluktan sonra ipler bana geçince bende yapmak istediğim, çizime devam ettim. Garantili bir iş değil aynı zamanda riskli bir iş ama yapabildiğim bir iş bu. 

Üniversitede iktisat bölümünü bıraktınız mı? 

Üniversite de iktisat bölümünden mezun oldum. Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesini okumadım. Çizim ve mizah konusunda kendi kendimi yetiştirdim. Çizimde kendimi geliştirince mizah dergilerinde işe başladım. Önce Gırgır dergisinde amatör olarak çalıştım. Oğuz Aral’ın Avni ve Gırgır dergisinde para kazanmaya başladım. Çizgi roman çizdim, derken dergilerden, Sabah gazetesine çizmeye başladım. Gazetede illüstratör ve grafiker olarak çalıştım. Uzun bir süre bu şekilde devam etti. Sabah gazetesinde Salih Memecan bizim müdürümüzdü. Karikatür çizmeye devam ederken, Salih Memecan; ‘’ Gazetede bir köşe yapıp, günlük karikatür çizelim.’’ fikrini bana iletti. Daha sonra gazetenin dördüncü sayfasında yaklaşık iki sene boyunca karikatür çizdim. Bölümün adı Estanteneler’di. Hayattan gözlemler ve hayatın ince detaylarını konularıma işledim. Servet Gürbüz adlı karikatürcü arkadaşım vardı. ‘’Neden bir tip yaratmayalım’’ dedi. Sonra Genco adında bir karakter yarattık. Klasik Anadolu’dan şehre göçmüş bir genç, ailesiyle yaşıyor. Genco’nun hikayelerini ,komik ilişkilerini anlatıyordu. 

Sonra Penguen dergisine götürdüm. Penguen dergisi Genco’nun çizimini istediler. Yaklaşık 2-3 sene onu çizdik. Daha sonra kendi başıma yeni bir dergi olan Ortam’da çalıştım. Köken olarak aynı farklı çizimler çizmeye başladım. Bu çizimler uzun süre devam etti. Sabah gazetesi grubuna bağlı Para diye bir ekonomi dergisi var. O dergide illüstratörlüğünü (resimleyici) de yapıyorum. Dergide artistik görsel düzenlemelerini yapıyorum. Sigortalı iş olarak burada çalışıyorum. Günümüz şartlarında gemimi yürütmeye çalışıyorum. 

Biraz daha geriye dönecek olursak. Karikatüre başlamanızın sebebi evdekilerin ilgisi mi , yani ağabeylerinizin eve getirdiği dergiler mi? 

Evdekilerin, abilerimin karikatürle ilgilenmeleriydi. Bende uzaktan uzağa ağabeylerimi izlerdim. Kafam, ne fiziğe ne de matematiğe çalışıyordu. Bu konuda oldukça meraklıydım ve güzelde çiziyordum. Bizimde sülaleden gelen bir yetenek var. Babaannem Zennure, (Hacı Rızanın karısı) o da kilimler yapar desen tasarımları konusunda oldukça başarılıydı. Sanırım ondan aldığımız bir gen beni etkiledi. Değilse bile kendiliğinden ortaya çıkmışta olabilir. Tek yapabildiğim iş bu, başka bir şeyi de kıvıramazdım. Yazı konusunda da fena değilimdir. Gözlem konusunda oldukça başarılıyım. Edebiyatla fazla uğraşmam, fazla kitap okumasam da İyi bir gözlemciyimdir. 

Tiplemelerinizi yaratırken mesela Genconun yalan dünyasını, Estanteneleri yaparken, Genco’nun yalan dünyası bir senaryo gibi uzun süre (sanırım2-3 yıl gibi) sonrasında mutlu sonla bitiyor. Önceden düşünerek mi yapıyorsunuz yoksa yürüyorken ona yön mü veriyorsunuz? 

Pek mutlu son değildiydi. Yürürken yön veriyoruz aslında hep hüsranla bitiyor. Hüsranla bitmesi gerekiyor. Benim kafamda hep hüsran var ama okuyucular hep istiyor ki sonu iyi olsun. Bana kalırsa durmadan madara etmek isterim. Gerçekten kopmak istemem. Ama insanlar kendilerini bu çizdiğim tiplemeler yerine koyuyorlar. İstiyorlar ki bu kadar ezilmesin. Daha iyi bir durumda olsun. Mecburen bende iyileştirmek için kasıyorum. Açıkçası içimden geleni yapamıyorum. İyi olsun temennileri, sonucu ister istemez etkiliyor. 

Konu bulmak yâ da malzeme toplamak için dışarıda dolaştığınız oluyor mu? Malzeme toplamak için çaba gösteriyor musunuz? Bir söyleşide ben malzemeyi genelde arkadaş ortamında buluyorum demişsiniz. Konuşurken bir anda bunu çizebilirim diye düşünüyor musunuz? 

İlk başta öyleydi. Arkadaş ortamında konuştuğumuz mevzuları ele aldım. Konuyu ele alırken başkaları da bunları duysa güler dediğim şeyleri çizmeye çalıştım. Benim dikkat ettiğim detaylara başkaları da dikkat ediyor mu başkaları da varsa ki eminim vardır. Bu onlara da komik gelebilir diye düşünüyorum. Bu tür çalışmalar tabi ki zaman geçtikçe yakıt tükeniyor. Depoda malzeme kalmayınca dışarıya çıkıp arayışlara giriyorsun. Hareketler, çevrenden, kaldırımdan, taştan, topraktan yeni fikirler bulmaya çalışıyorsun. Açıkçası biraz zorlanmaya başlıyorsun. Eskisi gibi rahat değilim. 

Yaptığım araştırmalarda sizin için insanlar söyle düşünüyor. Pek güldürmüyor ama tiplemeleri bizim hoşumuza gidiyor. İnsanları güldürmek gibi bir amacınız var mı? 

Güldürmek gibi bir amacım yok. Benim amacım; hakkâkten de böyle dedirtmek istiyorum. Bende onun gibi düşünüyordum, diyen insanları bulmaktır. Herkes benim gibi düşünmüyor. Benim gibi düşünen adamlarında bizde varız, düşündüğüm şeylerde bazen iyi olmayabiliyor. Bazen gıcık kaptığım şeyleri, öfkelerimi, nefretlerimi söylemek istiyorum. Birini takdir etmek istiyorsam onu belirtmek istiyorum. Benim gibi düşünen adamlar varsa bizde varız kelimesini dile getirmek istiyorum. Yoksa hiçbir zaman bir espri bulayım da çizeyim gibi derdim olmadı. Onu beceremem de zaten. Hayatın içinde doğal komiklikler vardır ya nasıl diyeyim şimdi burada UFO ısıtıcı var. Mesela ufo’nun üzerinde gerçeğini sahtesinden ayırt etmek için flamentin üzerindeki kabartmaya gözüm kaçıyor. Acaba başkalarının da dikkatini çekiyor mu? Hani tırsalım mı o aletten, ne yapalım? Kim üretti bunu? Falan gibi sorular geliyor insanın aklına… Belki insanın aklına gelen şu soruları kimse yazıp çizmiyor, bekli de tenezzül etmiyor. Ben bunları da yazıp çizebilirim. Maden kafamızda ne geçiyorsa, onu bulup çizmeye çalışıyorum. 

Mesela toplumda hep ters giden şeyle olur ya ben bir kez takip etmiştim. Eski ve yeni otobüslerle ilgili bir karşılaştırma yapmıştınız. Toplumsal sorunları dile getirme amaçladığınız bir durum mu? 

Toplumsal sorun demeyelim de yaşadığım zorluklar. Ben kendimi baz alırım. Mesela otobüse binmeyen bir adam olmasaydım, bunu yapmazdım. 

Yaşlı bir teyzenin otobüse binerken yaşadıklarını konu almıştınız? 

Evet, bir güç verilse devlet başkanlığı gibi, bir diktatörlük nasip olursa, yapacağım ilk iş Magirus minibüsleri kaldırmaktır. Onları derhal yok etmek istiyorum. Nefret edilecek bir konu, Türkiye’nin en büyük sorunlarında birisi. Ben bunu dile getirmek istiyorum. Daha önemli politik durumlar vardır. Ben bundan rahatsızım. Ben o kötü otobüslere binmek istemiyorum. Mercedes’e binmek istiyorum. Büyük mevzulara başkaları bakıyor, ufak mevzulara ben bakarım. 

Bir mizah yazarı olarak ülkenin içinde bulunduğu durumu nasıl görüyorsunuz. Mizahçı olarak bunu nasıl çizmek istiyorsunuz? 

Genel durum hakkında değil de bana yansıyan durum hakkında bilgi vereyim. Mesela eskide hastaneye gittiğim zaman sevkler, bilmem sağlık karnesi, cartlar, curtlar, ıvırlar, zıvırlar la uğraşıyorduk. Şimdi gidiyorum bir tane vatandaşlık numarası verip eskisinden çok daha kolay, zahmetsiz bir şekilde tedavi oluyorsun… Eskiden parasız yapılacak şeylerde, şimdi eczaneye gidiyorum benden ekstradan para istiyorlar buda ayrı bir konu… İyi gibi görünüyor ama bundan sonra ne olacak bir cevap bulamıyorum. Baştakilerin özleri sözleri bir gelmiyor bana. Aldığım elektrik yok, samimi gelmiyorlar ama çok çalışkanlar, ürkütücü bir çalışkanlıkları var. Ötekilerde yani sol ve merkez partiler tembel, hantal nerde duracağını bilemeyen, askere bakacak olursak hem haklı hem de haksız herkes bir şeyler söylüyor… Gidişat sakat gibi geliyor bana. 

Gelecek konusunda belki diyebilirsiniz ‘’ben kâhin miyim arkadaş!’’ Gelecekle ilgili bir öngörünüz var mı? Örneğin Amerikalılar gelecekle ilgili 100 yılda güç dengeleriyle ilgili değişik teorileri konuşuyorlar. 15-20 yılda Türkiye’de neler olabilir? 

Gelecekte neler olacağı hakkında bir bilgiye sahip değilim. .. 

Şu an yaşadığımız şartlar gelecekte bizi neler bekliyor hakkında bilgi veriyor mu? 

Bölünme ve iç savaş gibi senaryolardan bahsediliyor. İnşallah böyle bir durum yaşanmaz. Irkçılık olayları ateşlenirse feci olaylar yaşanabilir. Ekonomik olarak reel üretim insanların yaşam standartlarının çok altındadır. Son model arabalar, acayip inşaatlar görüyoruz, en basitinden cep telefonu bile üretemiyoruz. Başkaları üretiyor, biz sadece tüketici konumdayız. Bir yerlerde borçlanıyoruz. Her zaman çok kötü olacak diyorlar ama Türkiye bir şekilde gidiyor. Dünyada son yıllardaki çıkan ekolojik dengeleri yıkan küresel ısınmadan dolayı, kötü bir gelecek bizi bekliyor. Belki de filmlerdeki o yıkım senaryoları gerçekleşecektir. Kısaca gelecekte hiçbir şey eskisi gibi olmayacak… 

50 yâda 100 yıllık teorileri ortaya atan araştırmacılar Türkiye’nin gelecekte üçüncü ya da dördüncü ülke olarak Polonya’nın da içinde olduğunu güç ülkeleri olacağını söylemiştir. Gerçekçi geliyor mu size? 

Türkiye hem askeri hem de jeopolitik konum açısından çok güçlü bir ülkedir. Bulunduğu konum bakımından merkezi bir yerdedir. Başımızdakilere güvenemiyoruz ki üç çocuk yapın diyorlar. Burada her tarafta kâğıt toplayıcıları var, doğan yeni nesil onlar gibi mi olsun. Ucuz işgücümü yaratmaya çalışıyorlar. Böyle söyleyince ister istemez insanı düşündürüyorlar. Herkes kendi gemisini kurtarmaya çalışıyor. Gelecekle ilgili pek ümit var değilim. Bıçak kemiğe dayanırsa hangi taraftasın diye sorarlarsa besmele isterlerse, besmele çekeceğim. Başka bir kelime söylememi isterlerse söylerim. 12 Eylülden sonra aman bir yere yaklaşma, aman siyasetten uzak dur telkinleri alınca bizde tırstık. 

En son okuduğunuz kitap hangisidir? 

Yoğun olarak kitap okumam. En son Olasılıksız’ı okudum. 

Babanız hakkında bize bilgi verir misiniz? 

Babam bir devlet memuru, doğudan batıya göçmüş kendisince elinden geleni yapmış iyi yürekli birisidir. Benimde kendisi gibi memur olmamı isterdi. Belli bir olgunluktan sonra kendi yolumu çizince, beni engellemeye çalışmadı yani yoluma taş koymadı. Daha sonra kendimi geliştirmem konusunda beni destekledi. 

Akrabalarınızı yeterince tanıyor musunuz? 

Amca, hala dayı ve teyze ötesindekileri daha az tanıyorum. 

Bir fırsatınız olsa memlekete gider misiniz? En son ne zaman gittiniz. Oralarda ne gördünüz? 

Tabi ki gitmek isterim. En son 1995 yılında gittim. Önce Sarıkamış, daha sonra Karakurt ve Karapınar’a gittim. Dedemlerin evini gördüm. Güzel bir evdi. Eski Ermeni yapısıydı. Ağaç ve yeşilliğin olmaması değişik bir ambiyanstı (hava). Karşıda koca bir dağ, ilk başta biraz onu yadırgadım. İlhan amcanın botanik bahçesine gitmiştik. O dönemde terör vardı. Ondan da biraz huylanmıştım. Tekrardan oralara gitmek isterim. 

Yaş ilerledikçe sanatsal baz da üretkenlik artar mı? Yoksa genç yaşta üreticilik daha mı fazla olur? 

Genç yaştaki enerjiyle bugünkü kafam bir arada olsaydı, daha iyi olurdu. Gün geçtikçe insanın endişeleri artıyor. Ekonomik sıkıntılar, eskisi gibi özgür olamıyorsun. Geçmişte daha iyi çalışıp kafamı geliştirseydim daha iyi olabilirdi. Üretken olma konusunda düşüncelerimi geliştirebilirdim. En verimli dönemlerimi çok verimli geçiremedim. 

Abinizin gazeteci olması sanatsal anlamda yaşantınızı nasıl etkiledi? 

Abim mizahçıdır, muhabbetçidir, sağlamdır. Benim mizah anlayışımı etkilemiştir. Kendisi çok komik biridir. Ondan çok şey arakladım. 

Karyader adında bir derneğimiz var. Sizce sivil toplum örgütleri olmalı mı? 

Olmalı ama bu sivil toplum derneklerinde fedakâr üyeleri olmalı. Hangimiz o kadar fedakârız bilmiyorum. Kendi ailemize, eşimize, çocuğumuza, kendimize yeterince vakit ayıramıyoruz. Bu tempoda emek sarf edip olağanüstü bir gayretle bu konularda seslerini duyurmaları gerekir. Dernek zorunluluktur amaç, hedef, samimiyet önemlidir. 

Sitemiz ailenin buluşma noktasıdır. Her türlü paylaşımı site ortamında gerçekleştiriyoruz. Tamamen öznel bilgilerle donatılmış siteyi inceleme fırsatınız oldu mu? 

Siteye birkaç kez girdim. Üye olma konusunda sıkıntı yaşadım. İnternet ve bilgisayarı kullanmıyorum. İnternete fazla takılamıyorum. Msn ye bile giremiyorum. Ama bundan sonra girip siteye bakacağım. Sıra dışı bir durum görünce takdir edeceğim. Site iletişim adresidir. Bu çabayı gösteren kişilere saygı duyarım. Gerçekten vakit ve özveri gerektiriyor. Bu özveriyi gösterenleri takdir etmek gerekir. Emeği geçenlere Teşekkür ediyorum. 


Sizinle burada buluşmak bize büyük zevk verdi. Karakurtlar36.com adresi, aile ve dostların buluşmasına katkı sağlamaya devam ediyor. 'Hayatı Erteleyen Adam' kitabınızdan sonra, başka kitaplarınızıda beklemekteyiz. Yaşantınızda başarılar dileriz. 

Röportaj Nedir?

Röportaj Örnekleri

  www.egitimedair.net / Eğitime dair ne varsa...

Copyright 2014 Röportaj Soruları. İçerik hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılması yasaktır.
Egitime Dair Ne varsa... by Guncel Egitim haberleri