Düzeltme İşaretinin Kullanımı

Yazdır
Kategori: Türkçe

Düzeltme İşaretinin Kullanımı
 
Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanı> bir işarettir. Bu işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece “g, k, l” ünsüzleri için; uzatma görevi de “a, i ve u” ünsüzleri için söz konusudur.
 
a. İnceltme görevi
 
„Bazı yabancı kelimelerde -Türkçede kalın ünlülerle birlikte kullanılmayan- ince ünsüzler (g, k, l) vardır. Bu ünsüzlerin ince olduğunu, yani ince okunmaları gerektiğini kendilerinden hemen sonra gelen kalın ünlülerin (a, u) üzerine düzeltme işreti koyarak anlarız. Bu ünsüzlerin ince okunmasının gereği asıllarının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:
 
dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr, rüzgâr, yegâne
bekâr, dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, kâr, kâtip, mekân
mahkûm, mezkûr, sükûn, sükût,
ahlâk, evlât, felâket, hâlâ, hilâl, ilâç, ilân, ilâve, iflâs, ihtilâl, istiklâl, kelâm, lâkin, lâle, lâzım [4], mahlâs, selâm, sülâle, telâş, villâ, vilâyet
billûr, üslûp, velût
 
Batı dillerinden alınan kelimelerde de  durum böyledir.
 
plâj, plân, plâk, klâ>, lâhana, lâik (a kısa okunur) , lâmba, Lâtin, melânkoli, reklâm...
 
Ses yansımalı kelimeler için de aynı kural geçerlidir.
 
lâklâk, lâpa lâpa, lâp lâp, lâkırdı, lâppadak...
 
Eğer bu kelimelerden bazılarında düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazı> başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır:
 
Hâlâ il hala
Kâr ile kar
 
b. Uzatma görevi
 
Türkçede uzun ünlü yoktur. Arapça ve farsçadan alınan ve uzun ünlü barındıran kelimelerde uzun ünlünün üstüne gerektiğinde düzeltme işareti konur.
 
Düzeltme işaretinin üç türlü uzatma görevi vardır:
 
Birincisi: Düzeltme işaretinin bu görevi uzun ünlüleri göstererek yine aynı harflerle yazı> kelimelerin birbirinden ayırt edilmelerini sağlamaktır. Eğer bu kelimelerde düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazı> başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır. Zaten bu kelimelerin hepsinin aynı harflerle, hem kısa hem de uzun ünlülerle yazı> şekilleri vardır:
 
Âdet: gelenek, alışkanlık        adet: sayı
Yâr: sevgili                            yar: uçurum
Âlem: dünya, evren               alem: bayrak
Şûra: danışma kurulu             şura: şu yer   
Hâlâ : şimdi                           hala: babanın kız kardesi
 
Bu kelimelerin tümü (sadece uzun ünlü ile yazılanları veriyorum):
 
“âciz, âdem, âdet, âkit, âlâ, âlem, âli, âlim, âmâ, âmin, âşık, âyan, bâtın, dâhi, dâhil, dâr, fâni, hâdis, hâk, hâkim, hâl, hâlâ, hâsıl, hâşâ, hayâ, mâni, nâkil, nâr, nâzım, rahîm, sâdır, sâri, şâhıs, sûra, tâbi, vâkıf, vâris, vâsi, yâd, yâr”
 
Not: ”katil” (öldürme) ve “katil” (öldüren) kelimeleri aynı şekilde yazıldıkları ve birbirine karıştırılma ihtimali olduğu hâlde, öldüren anlamındaki “katil” kelimesindeki uzun a, düzeltme işareti olmadan kullanılır. Bunun sebebi, düzeltme işareti kullanıldığında “k”nin ince (ke) telâffuz edilebileceği endişesidir. Aynı endişe gasıp, kaide, kail, kadir, kelimeleri için de geçerlidir. Bu kelimelerin hangi anlamda kullanıldığı,  telâffuzdan ve cümlenin anlamından çıkarılabilir.
 
İkincisi: Arapça kelimeleri sıfat yapan ve yine Arapça bir ek olan nispet “i”sini belirtme hâl ekinden ve iyelik ekinden ayırt etmek için bu “i”nin üzerine konur. Bu harfin üzerinde kullanılmasının gereği aslının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:
 
Abbasî, adlî, anî, adî, ailevî, an’anevî, askerî, bedenî, dünyevî, cevabî, edebî, ebedî, fizikî, garbî, hakikî, ırkî, ilmî, irsî, kalbî, mahallî, nebatî, örfî, ruhî, sun’î, şarkî, tarihî, ulvî, ümmî, vasatî, yabanî, zihnî...
 
Söyleyişte kısa olan nispet “i”lerine düzeltme işareti konmaz. Çünkü bunlardaki “i”ler çekim ekiyle karıştırılmaz.  Çengi, çini, tiryaki, zenci, Kutsi, Necmi, Ruhi...
 
Bazı Türkçe kelimelerde de nispet “i”si bulunabilir. Bu kelimelerde ikinci heceler de uzun okunur. Altunî, bayatî, gümüşî, kurşunî...
 
Türkü, varsağı, Hüsnü, Lütfü, kırmızı gibi kelimelerde nispet “i”si ünlü uyumlarına uymuştur.
 
Nispet “i”si alan kelimelere ek getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır.
 
ciddîleşmek, resmîlik, millîlik, mahallîleşme...
 
Eğer bu kelimelerdeki nispet “i”lerinin üzerine düzeltme işareti konmazsa belirtme hâl ekiyle veya iyelik ekiyle karıştırılabilir:
 
(Türk) askeri,       askeri gördüm,    askerî elbise
(Türk) tarihi,       tarihi bilirim,       tarihî eserler
(onun) zihni      zihni geliştirir      zihnî meseleler
 
Üçüncüsü: Aynı harflerle yazı>, fakat hem farklı dillerden olan hem de işlevleri ve okunuşları farklı olan “bi”leri ayırt etmek için kullanılır. Farsça olan ve yokluk anlamı veren “bî” ön ekinde kullanılır; bu ön ekin “ile” anlamı veren Arapça “bi” ön ekinden ayırt edilmesi sağlanır:
 
bîçare, bîvefa, bîtaraf;
bihakkın, bizatihi, bilumum...

İmlâ Kuralları

Anı Yazımı

Ek-Fiilin Yazımı

Kısaltmaların Yazımı

İkilemelerin Yazımı

“mi” Soru Ekinin Yazımı

“ki” Bağlacının, “-ki” İlgi Zamirinin ve “-ki” Yapım Ekinin Yazımı

www.egitimedair.net / Eğitime dair ne varsa... 

Copyright 2014 Düzeltme İşaretinin Kullanımı. İçerik hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılması yasaktır.
Egitime Dair Ne varsa... by Guncel Egitim haberleri